HomeMagazinCÜNEYT ARKIN’IN SET ANILARI: SEN NE KORKUNÇ ACILAR ÇEKMİŞSİN!

CÜNEYT ARKIN’IN SET ANILARI: SEN NE KORKUNÇ ACILAR ÇEKMİŞSİN!

CÜNEYT ARKIN’IN SET ANILARI: SEN NE KORKUNÇ ACILAR ÇEKMİŞSİN!

Yeşilçam efsanesi Cüneyt Arkın (82), set anılarını sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde meslektaşı Türkan Şoray ile paylaştığı fotoğrafın altına yazdıklarıyla hayranlarını nostaljik bir yolculuğa çıkaran Cüneyt Arkın, Instagram hesabından bu kez Münir Özkul’la fotoğrafını yayınladı.

“BENİ YANINA OTURTUR, GEZERDİK”
“Filmde ben yoksul bir gençtim. Gönül Yazar zengin bir kızı oynuyordu. Kırmızı, spor, üstü açık bir arabası vardı. Film çekimleri dışında beni yanına oturtur, gezerdik. Sinema oyunculuğuna yeni başlamıştım.”

“GÖNÜL YAZAR’LA SAHNEMİZ VARDI”
“Aldığım 3-5 kuruşla borçlarımı kapattığımdan, aslında filmde olduğum gibi hayatta da yoksuldum. Genç, güzel, şöhretli bir kadın yanımda kırmızı spor araba altımda bir hayali yaşıyordum. Tahta kulübenin önünde Gönül Yazar’la bir sahnemiz vardı.”

“YARALI YÜREĞİMİ SONUNA KADAR AÇTIM”
“Münir ve Tanju da dert ortaklarımızdı. Sahne, Gönül Yazar’ın ısrarlı sorunlarıyla başlıyordu. Ben az konuşan, asla kendini açık etmeyen bir kişiliktim. Ama bir yerde Gönül Yazar öylesine can evimden vuruyordu ki, ister istemez yaralı yüreğimi sonuna kadar açtım.”

“YOKSULLUK, ÇARESİZLİK, AÇLIK…”
“O an aylarca süren bostan bekçiliğinde yaşadığım korkunç yalnızlık, dost köpeklerim, vefalı sıpam, asla genç kızlıklarını yaşayamayan ablalarım, elleri nasırlı anam, kamburu çıkmış babam… Açlıklarımız, toprağı kazıp çıkardığımız acı köklerle karnımızı doyurmaya çalışmalarımız, cehalet, yoksulluk, çaresizlik, açlık işte bunları tek tek yaşayarak konuşmaya başladım.”

“MÜNİR ÖZKUL AĞLIYORDU”
“Senaryodan çıkmış artık düpedüz kendimi anlatıyordum. Çıt yoktu. Set etkilenmişti. Gözyaşlarımı silip sustum. Kamera da sustu. Münir Özkul bir garip kalktı, içeri girdi. Onu takip ettim. Pencere kıyısına oturmuştu. Yüzünde deniz vardı. Ağlıyordu. Yanına oturdum. Elini tuttum.”

“BEN NASIL BİR HAYVANIM Kİ…”
“Öteki eliyle beni sardı, ‘kardeşim’ dedi; ‘Sen ne korkunç acılar çekmişsin, nasıl dayandın, nasıl yaşayabildin. Ben nasıl bir hayvanım ki, birazcık olsun sezmedim.’ Başımı omuzuna koydum. Çocuğuna yaptığı gibi, kocaman bir merhametle, usul usul saçlarımı okşadı.”

MÜNİR ÖZKUL AĞLIYORDU